Tags

, , , , , , , ,

Elim çok gitti geldi bu yazı için… Uzun zamandır da ayak sürüdüm. Travmatik geçmiş hayatlar, en kanlısı, en karanlığı, en gizli çekmecelerde kalmış kırıntıları, keşvetmesi zaman zaman zor olan ama seans bitiminden sonra ‘Geçmiş’ dediğimiz yaralar, hasarlar, anılar… Üzerine ‘geçmiş hayat’ örtüsü örtmek iyi gelir bazen insana… Adı üstünde, ‘geçmiş’tir çünkü, geçmiş hayattır, olmuş bitmiştir…

Peki ya canlı kanlı, şimdiki hayatımızdaki, hatta en saf, en masum çocukluğumuzdaki travmalar, yaralar? Ya içimizde ağlayan, bizim bile görmek istemediğimiz, konuşturmadığımız, ağlamak üzereyken susturduğumuz, suçlu ve kaybolmuş hisseden, enerjetik bir hapishaneye mahkum ettiğimiz, yarası kanayan ama yarasına tütün basıp bilinçaltımızın en derinine diri diri gömmeye çalıştığımız çocuk? 
Kimseye açamadığınız? Kendinize bile itiraf edemediğiniz… Senelerce, ömrünüzün büyük bir bölümünde gizlediğiniz, unuttum, hiç olmadı dediğiniz… 

Hiç yaşanmamış saydığınız anılar?  

Bugün 2 çocuğun hikayesini anlatacağım size… İki farklı zamanda seans odamdan girdiler… Biri kız, biri oğlan… Birbirlerinden habersizler… Tanımıyorlar… Seansa geldikleri yaş 50’lerin ortası… Farklı ülkelerde yaşıyorlar… Farklı kültürler, farklı etnik yapılar, farklı değerler… 

Geliş sebepleri Panik Atak, anksiyete, tekrar eden kabuslar, gezinen fiziksel ağrılar, özellikle omuz, boyun ve mide ağrıları. Ancak Tıbbi anlamda konulabilmiş herhangi bir fiziksel tanı yok…İkisi de ağır ilaçlar kullanmışlar 10 küsür senedir. Ama olmamış, geçmemiş, en beklemedikleri anda korkuluk gibi çıkmış karşılarına panik atak… Soğuk terlemeler, kontrol edilemeyen titremeler, kaçmak, kurtulmak isteği, kalp sızısı, nefes darlığı, ölüyorum korkusu… Ve soluğu acil serviste almak sıklıkla yaşadıkları bir rutin… Hayatlarını ele geçiriyor… 

Seansa geldiklerinde her ikisine de soruyorum- ‘şimdiki hayatınızda, çocukluk, ergenlik veya sonrasında yaşadığınız herhangi bir travmanız var mı?’ Kısa ve net cevap – Yok! 

Regresyonu anlatıyorum… Geçmiş Hayatları, atalardan miras kalan yükleri, çocukluk travmalarını, fiziksel travmaların astral bedende bıraktığı hasarı anlatıyorum… 
Yüzleri, renkleri değişiyor, gözleri doluyor, Gözlerini gözlerimden kaçırıyor… Yavaş yavaş tetikleniyor… Susturduğu çocuk çığlık atmak istiyor, ben buradayım, biri beni görsün diyor… Ama güçlü kuvvetli görünen yetişkin ‘hop’ diyor, ‘sen bi dur’… Nereden çıktın şimdi? 

Recall Healing’le bağlıyorum… Çalışmanın önemini, birlikte çözebileceğimizi, izin verdiği kadar ilerleyebileceğimizi, ‘en kötü’ diye düşündüğü bir anı bile olsa gördüğü, hatırladığı, hissettiği gibi anlatmasının ne kadar önemli olduğunu vurguluyorum… Anlatacakların sadece ruhuna değil bedenine de iyi gelecek diyorum. Ruhumuzun çığlıklarına kulak vermezsek bedenimizde o yaralar hastalık olarak tezahür edebilir diyorum…

Tutamadığı yaşları gözünden akmaya başlıyor…
‘Bir şey var!’ diyor…. Çocukluğumda, 6-7 yaşlar… Ama ben onu sildim! Ben onu aştım! Hallettim! Önemli değil yani!’

‘Kime göre önemli değil?’ diye soruyorum. Yetişkin size göre mi? 
‘Ben onu aştım, hallettim’ demeye devam ediyor. 

Peki ya Küçük Sen? Çocuk Sen? O da aynı şeyi mi düşünüyor? O nasıl hissediyor olanlarla ilgili?…
Sessiz kalıyor, gözünden bir damla yaş daha düşerek…

Bayan danışanım terapi yatağına uzandığı gibi kolayca transa geçmişti…
6 Yaşında, kendisinden 10 yaş büyük amcasının oğlunun onu taciz ettiği güne geçti… Annesinin işleri yoğun olduğu için küçük kızını amcasının evine göndermesinden başlayarak an be an ne olduysa hatırladı…

Anlattı… Oradaki tüm duygusal düğümler, kaçmak isteyip kaçamaması, bağırmak isteyip bağıramaması, ‘kimseye söylersen seni öldürürüm’ tehditiyle yaşadığı ölüm korkusunu hatırladı, anlattı, hepsinin yükünü 50’li yaşlarına kadar taşımıştı.
Onu en çok sarsan an yaşadığı travmayı annesiyle paylaşması sonrası annesinin tepkisi oldu. Acaba doğru mu söylüyor diye babaannesi, halası ve annesi amcasının oğluyla yüzleştirmek istediler bu küçük kızı… 

Merdiven altına saklanmıştı… Tir tir titriyordu orada… Çıkmak, onun yüzünü bir kez daha görmek istemiyordu…. Zorla çıkardılar, yüzleştirdiler ve amcasının oğlu inkar etti! Yalan söylüyor dedi… Evin büyükleri olayın üstünü örtmüş, hiç yaşanmamış saymışlardı…

 Ama küçük kız öyle yapamadı… Her gece ağladı… Her gece yalancı ve suçlu hissetti kendini… Ve sabahlara kadar ağladığı o gecelerde söz verdi, ‘Bir daha asla kimseye anlatmayacaksın!’. Annesi zaman zaman onu ağlarken gördüğünde ‘Kızım o gün ne oldu? Anlat bana! Söyle bana. Ne oldu, ne yaptı sana’ diye sorsa da nafileydi…  

 O suçluluk duygusu, öfke, korku seneler içinde sadece büyümüştü içinde… Annesiyle arasında bir uçurum olmuştu…. 

O küçük kıza önce ses verdik, anlattı uzun uzun, ağladı, dövündü, bağırdı, kavga etti, bütün öfkesini çıkardı…
Ve sonrasında beden terapiyle astral bedenindeki hasarı onardık, çözümledik… 
Sonrasında ne kadar cesur olduğunu gördü o küçük kız! Orada kendisini ifade edebilmiş, tehdit edilmesine rağmen annesine olanı biteni söyleyebilmiş, kurban olmayı reddetmişti. İçindeki cesaretinden dolayı yetişkin olan, çocuk olanı tebrik etti, onu kucakladı, onunla gurur duyduğunu söyledi… O küçük kız gülümsüyordu artık… Çıkmıştı o hapishaneden… Özgürdü artık!

Bayan danışanımla iki seans daha çalıştık sonrasında, biri çocukluğunda yaşadığı travmanın geçmiş hayat bağlantısı, diğeri ise sadece annesine duyduğu öfke ve nefret…

Bir küçük kızın iki güvendiği limanı vardır. Biri babası biri annesi… Annesi o olayı babasıyla paylaşmasını yasaklayarak iki limanı da almıştı elinden. Ve o küçük kızın bilinçaltında şu inanç kalıbı oluşmuştu:’Beni o eve annem gönderdi!!!’ ‘Beni korumadı!’, ‘Beni susturdu” ‘O da ağbim kadar suçlu’…
Bir çocuğun tüm dünyası yıkıldığında, yeniden temel atmak zordur. Yeniden o dünyayı yeşertmek, okyanuslarını temizlemek, ormanlarına güneşi doğurmak, çiçeklerini açtırmak, yeşillendirmek o dünyayı; zaman, sevgi ve emek ister… Biz her seansta biraz daha onardık, biraz daha güneşi, ışığı soktuk o Dünya’ya… 
Ve bugün panik atağından yüzde seksen özgürleşmiş, ilacı tamamen bırakmış, ölüm korkusuna veda etmiş, annesiyle sağlıklı ilişki kurmaya başlamış, annesini bağışlayabilmiş, kilo vermiş, kendisiyle daha barışık, tam ve bütün hisseden, omuz ve boyun ağrıları tamamen iyileşen bir yetişkini kucakladık …

Özgürleşen o küçük kızın hemen ardından geldi yöresel kıyafetler giyen 6 Yaşındaki köyde büyümüş oğlan çocuğu…
O da önce anlatmak istemedi …

Ama sonra izin verdi içindeki çocuğa… 45 senedir susan çocuğa ses ve nefes verdi…

Transa geçtiği an hıçkırıklara boğuldu… Hıçkırıklarından zaman zaman sesi duyulmadı… 
Ama yine de anlattı bir solukta…

Topraklı bir yoldu…
Okul yolu…

Önce güvendi kendinden 10 yaş büyük o ağabeye… Okul yolunda hep birlikte yürüdüler… 
Sonra bu ağabey ona 10 lira verdi… 
Çocuk sevindi… Gidip oyuncak aldı…
Ertesi günü ağabey dedi ki : ‘Bana borçlusun! Borcunu öde’

Çocuk dedi ki: ‘Ama babamdan para isteyemem, nasıl öderim sana!’
‘Ben onu anlamam, borcun 20 lira oldu’ dedi. 
Hayal kırıklığı yaşadı 6 yaşındaki çocuk. Güvendiği bu ağabey onu tehdit ediyordu her gün, duygusal baskı ve şiddet uyguluyordu. 

Günlerce tehdit etti, borcunu 50 liraya kadar çıkarttı. Her gün babana söyleyeceğim diye korkuttu. Her gün baskı uyguladı, ezdi… Ve sonunda dediki bir şartla borcunu silerim, sen de bana bir şey vereceksin…

Köyün gizli harabe bir yerine götürdü o küçük çocuğu… O anlamadı başına gelebilecekleri… Ne isteyebilirdi ki ondan? Yeterki borcundan kurtulsun, babasına söylemesindi…

Hıçkırıkları çığlıklara dönüştü… Dünyası kararmıştı… ‘Bir daha hiç gülemedim gerçekten, Pınar Hn’ dedi… ‘Sanki tüm bedenim çivilendi o duvara, asılı kaldım…’

Alacakaranlıkta kalmış, kimsesiz, korkmuş, yalnız hisseden bu çocukları ışığa çıkarmak toplumsal borcumuz diye düşünüyorum. 45-50 sene önce olan bu anlatması da, yazması da, okuması da zor cinsel istismar hikayeleri hala günümüzde de yaşanmakta. 

Ebeveyn ve eğitimcilere çok büyük iş düşüyor… 
Bu konularda sayısız eğitim ve seminerler veriliyor, katılmak, okumak, bilinçlenmek çok önemli. 
‘Kimse duymasın, toplumdan dışlanır çocuğumuz sonra’ diye üstleri örtülen vakalar var! Bu çocukta hayat boyu suçluluk duygusu yaratıyor. Çocuk tertemiz olduğunu, suçlu olmadığını, utanması gerekmediğini anlamalı ve hem ailesinden hem de bir uzmandan destek almalıdır…  
Her iki danışanımın da 50’li yaşlarına kadar getirdiği duygu Utanç ve Suçluluk Duygusu… 

Her iki danışanımın da auralarında yırtık, yaralar ve hasar vardı- cinsel istismara maruz kalmış bedenlerde bu travmanın izi kalır. Onarmak için mutlaka beden terapi uygulamak gereklidir! 
Bu travmalar sonucu oluşan auradaki hasar ve yırtıklar tıbbın çözemediği fiziksel rahatsızlıklara dönüşebilir. Korunmasız hisseden ruh eklenti enerjilere karşı da savunmasız hisseder kendisini. Seanslarında her iki danışanımın da enerji alanından onlarca eklenti enerji temizledik… Bu enerjiler de kişinin enerjisini düşürür, aşağı çeker, depresyon ve kâbuslara sebep olur. Enerjetik bedenindeki blokajlarda cinsel hayatında problemlerden, evlilikte blokaj veya iş hayatında tıkanıklık gibi bir çok soruna sebep olabilir. 

Susmak, susturmak, olmamış gibi yapmak da suçtur… Üstü örtülen her sır yıllar sonra bile dev gibi karşısında durur insanın… Zorla da olsa gösterir kendini… Bir kişiye bile olsa anlatmak, paylaşmak o karanlık hapishaneden özgürleştirir insanı… Içinizdeki çocuğu susturmak yerine anlatın! Anlatılamayan tüm sırlar sonraki kuşakların bedeninde ciddi fiziksel hastalıklar olarak tezahür eder, mutlaka gösterir kendini. 

Her iki danışanımın da kilo problemi oluşmuştu. Kendisini savunmasız ve güçsüz hisseden ruh, bedeni kalkanlansın, korunsun diye yağ toplar, kilo alır. Kiloları zırhı kabul eder. Olabildiğince eril ve güçlü görünmek ister ki kimse yanına yanaşamasın. Seanslarından sonra, kendilerini daha güçlü ve iyi hisseden danışanlarım kolayca kilo vermişlerdi. Beden ihtiyaç duymadığını anladığı yükleri kolayca bırakır… 
Seansları sonrasında gezinen ağrılarından da tamamen özgürleştiler. 

İki çocuğun da sevgiye ve güvene ihtiyacı vardı. Değerli olduklarını bilmeye, hissetmeye, görülmeye, duyulmaya ihtiyacı vardı… Temiz olduklarını, suçsuz olduklarını anlamaya ihtiyaçları vardı. Çok uzaktan değil hemen kendi yetişkin hallerinden aldılar o sevgiyi, güveni, cesareti… Görünür olmak önemli ve özel hissettirmeye yetti onları…

Bundan sonrasıysa hep benim için hem de onlar için bol bol Ho’oponoponoydu…

İçindeki yaralı çocuk

Seni seviyorum 

Özür dilerim

Lütfen beni affet

Teşekkür ederim

Cinsel İstismar Travmalarıyla çalışmak konulu gittiğim ileri teknik eğitimlerindeki eğitmenimiz sevgili Trisha Caetano’ya ve Recall Healing Tool Box eğitiminde bu konuyu daha da derin işleyen ve kendisinden hem kişiliği hem de terapistliğiyle çok şey öğrendiğim sevgili Gilbert Renaud’ya, beden terapiyi regresyona katan sevgili Roger Woolger’a, seanslarından öğrendiğim ruhlarını emanet eden kıymetli danışanlarıma ve tüm öğretmenlerime sonsuz şükranlarımla. 

Çocukların ve tüm insanlığın özgürce, güvenle, sevgiyle, barışla, huzurla, sağlıkla, neşeyle, birlik ve beraberlik içinde mutlu yaşayabilmeleri için neler mümkün? 

Sevgi ve şükranlarımla 

Pınar Gogulan 

 Aşağıdaki yazı Amerika’daki Taciz ve Cinsel İstismara karşı önlemler eğitiminde uzman psikolog ve pedagogların anne ve babalara tavsiyelerinin özetinin Türkçe’ye çevrilmiş halidir. Buraya eklemenin önemli olduğunu hissettim:

Çocuklarımıza öğretmemiz gereken 4 özel bölgemiz var, bunlar alt karın bölgemiz, arka kalça bölgesi, ağız ve göğüs bölgesi. Öncelikle bu bölgelerin onların ‘özel bölgeleri’ olduklarını bilmeliler. Daha sonrasında yumuşak, sakin ama net bir şekilde aşağıdaki kurallar onlara öğretilmeli… 
Güvenli Bir Beden Kuralları
1- Hiç kimsenin senin özel bölgelerine dokunmaya izni yok. 
2- Senin başkalarının özel bölgelerine dokunmaya iznin yok. 
3- Hiç kimsenin senin özel bölgelerinin fotoğrafını çekmeye izni yok. 
4- Eğer birisi senin özel bölgene dokunmaya çalışırsa, sert bir sesle -Hayır! de!
5- Arkadaşlarınla oyun oynarken üzerinizde hep giysileriniz olsun. 
6- Banyo yaptığınız, giyindiğiniz ve tuvaleti Kullandığınız an sizin ‘özel’ anınızdır! O anlarda kapıyı mutlaka kapatın ve yanınızda birinin olmasına izin vermeyin. 
7- Biri özel bölgelerine dokunmaya çalışırsa veya kendini o kişiyle rahatsız hissettiğinde ona Hayır diyebilirsin ve onun yanından derhal/hemen uzaklaşıp güvendiğin bir büyüğünün yanına gitmelisin ve aileni (bizi) bu konuda bilgilendirmelisin. 
8- Bu ailede birbirimizden sakladığımız hiçbir sırrımız yoktur. Eğer biri sana ‘annene veya babana sakın söyleme’, ‘aramızda bir sır olsun’ derse onlara ‘Bizim ailemizde gizli, saklı sır olmaz’ diyebilirsin